10 Aralık 2010 Cuma

CANIM KIZIM, DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN - CANIM OĞLUM, SENİ ÇOK ÖZLEDİM

Canım kızım, bugün senin doğum günün. Tam 2 yaşındasın. Sana duyduğum sevginin tarifini ve sonsuzluğunu sana kelimelerle anlatmam mümkün değil. Fakat şunu biliyorum ki seninle ben başka bir biriyim artık. Ben seninle birlikte iken tüm duyguları çelişkisi ile birlikte yaşıyorum artık.
Bu yaşamda seninle daha güçlüyken ama bir o kadar da zayıfım. Güçlüyüm, çünkü sana gelebilecek her türlü kötülüğün üstesinden gelmeliyim. Bunun düşüncesinde bile kendimi acımasız ve sana zarar verene her türlü zararı verebileceğimi hissediyorum. Ama bir o kadar da zayıfım. Eskiden ölümden ve hastalıktan hiç korkmaz iken, şimdi o kadar çok korkuyorum ki, çünkü senden ayrılığa tahammülüm yok.
Seninle birlikteyken bazen o kadar cesurum ki, senin iyiliğin için doğru olduğuna inandığımı korkusuzca yerine getirebilirim. Ama bir o kadar da korkağım ki, senin iyiliğin için yaptığımın bir şeyin, sana zarar da verebilmesi beni ölesiye korkutuyor.
Seninle birlikteyken bazen kendime kısa bir mola vermenin hayalini de kurarken, sensiz geçen her dakikanın da vicdan azabını mutlaka yaşıyorum.
Geleceğe yönelik hiç uzun vadeli planlarım yokken, şimdi bir beş senenin sonrasını senin için planlıyorum. Planlarımı yaparken ya ben bunları göremezsem diye aklıma kötü düşünceler ve korkular geldiğinde ise bu planların hepsini baştan sona yıkıyorum.
Canım kızım, bebeğim, bir tanem. Seni çok ama çok seviyorum. İyi ki varsın, iyi ki seni doğurmuşum.
Birlikte nice mutlu ve sağlıklı yıllar diliyorum. Doğum günün kutlu olsun


Canım Oğlum, Eren’im. Eğer yaşasaydın, bugün de sen de iki yaşında olacaktın. Söyleyebileceğim tek şey, seni çok özledim. Biliyorum ki sen en güzel yerdesin, tek tesellim bu.

Seni çok seviyorum…………

Seni çok özledim………

6 Aralık 2010 Pazartesi

ÇOCUKLARA ŞİDDET


Ben şiddet haberlerini okumayı hiç sevmem ve elimden geldiğince de bu haberlerden kaçarım. Ama neden bilmiyorum çocuklara yapılan şiddet ve cinayet haberlerini elimde değil mutlaka okurum. Haberden kaçamam bir türlü ve gözyaşlarımla sonuna kadar da okurum. Şiddeti yapana içimden her türlü laneti ve belayı okuyarak hem de. Sanki o haberi sonuna kadar okumak benim asli görevim gibi gelir bana. Bir anneyim ve çocuklarla yapılan her türlü haberi sonuna kadar okumalıyımdır, buna inanırım. Bu bende anne olduktan sonra başladı.

Çocuklara yapılan şiddet, tecavüz ve cinayet haberlerini okurken bir an kızım aklıma gelir daha sonra da haberdeki o masum çocuğun resmi. O resim uzun bir süre gözümün önünden gitmez. Sanki yakınımdadır ve benden yardım istiyordur. Gidip haberdeki resim karesinden onu çıkarıp yanıma alıp, bağrıma basmak isterim, bak seni kurtardım demek isterim.

Bu yazıyı yazarken de yine gözlerimden yaşlar akıyor. İzmir’de babası tarafından döve döve öldürülen 9 yaşındaki küçük kızın haberini okudum bu yazıdan önce. Sadece “annemi istiyorum” dediği için babası tarafından öldürülen küçük kızın haberi. Onu öldüren babaya ve terk edip böyle bir adama bırakan anneye lanetler okudum sürekli.

Ben ne olursa olsun insanın insana yaptığı şiddeti hiçbir zaman anlamadım ve anlamayacağım da. Özellikle şiddet gören bir çocuk olduğunda ya da küçücük bir bebek olduğunda ise benim söyleyebilecek bir sözüm, yapacağım bir tanımım yok. Özellikle şiddeti yapan kişi o çocuğun kendi öz ve öz anne ya da babası olduğunda.

Artık şunu kesin biliyorum ki her insan anne ve baba olamaz, olmamalı da. Doğurganlık ve üremek insana ait bir doğal özellik ama annelik-babalık her insana göre değil. İş doğurmak ile bitmiyor. Asıl iş bundan sonra başlıyor.

Ben hep çevremden şunu duydum, “Annelik ve babalık doğumdan sonra başlar”.

Hayır, Annelik ve babalık doğumdan sonra başlamaz. Bu duygu her insanda yoktur ve olmayan da çocuk sahibi olmamalıdır.

Not: Bu yazıyı yazdığım günün yani 06 Aralık tarihinin Dünya Çocuk İstismarını önleme günü olduğunu da yazıyı yazdıktan sonra öğrendim.

22 Kasım 2010 Pazartesi

AYDEDE VE YILDIZ


Bundan yaklaşık bir ay önce bir akşam kızımla balkondan dışarıyı seyrederken gökyüzünde net bir şekilde duran dolunayı gördüm. “İşte bak kızım bu Aydede “ dedim birden ve sonra da yanında dağınık halde bulunun yıldızları gösterdim, “bak bunlar da yıldız”.
O gün bugündür Yaren’im sabah ve akşam olmak üzere aklına geldikçe gökyüzünde Aydede ve yıldız arıyor, gördüğünde büyük bir heyecanla ve sevinçle isimlerini haykırmaya başlıyor. Arabada giderken hep bir gözü yukarılarda ve eğer Aydedeyi ya da yıldızı gördüyse hemen başlıyor isimlerini tekrar etmeye.

Bir süredir “Aydede” kelimesini net söyleyemiyordu, “Aydii” olarak ağzından çıkıyordu ama şimdilerde çok belirgin bir şekilde “Aydede” kelimesini telafuz edebiliyor. Yıldız kelimesinde halen net değil, yıızız gibi bir şeyler söylüyor.

Bayramda karşı komşumuza ziyarete gitmiştik, 8 yaşındaki kızlarının odasında gördüğü aydede ve yıldız figüründeki gece lambalarını gördüğünde ise çıldırdı. İKEA’da satılıyormuş sadece ama ben Adana’da araştıracağım başka yerlerde bulabilir miyim diye çünkü Adana’da maalesef İKEA mağazası halen yok.
Ama asıl güzel olan kızımla birlikte ben de uzun zamandır yapmadığım şeyi yapmaya başladım, gökyüzüne dikkatli bir şekilde bakıp, görünüşleri muhteşem olan ay ve yıldızları doyasıya seyretmek. Meğer ne kadar da güzellermiş. Kızımla birlikte ben de bazı şeylere daha dikkatli bakmaya ve aslında günlük koşturmaca içinde başımızı çevirip bakmadığımız güzelliklere daha net görmeye başladım.

Şimdilik, gökyüzü temalı, içinde ay ve yıldız resimleri olan kitap, oyuncak, aksesuar arayışına girdim. Ben el yapımı işlerinde hiç usta değilimdir hatta berbatım diyebilirim. Bu nedenle hazır ürünlere ulaşmaya çalışacağım.

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...