Aylık Z Raporları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aylık Z Raporları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2011 Pazar

Neler Yapıyoruz

Yaren'imizle hayat son sürat devam ediyor.

Zamanın ne kadar hızla akıp geçtiğine ancak eski fotoğraflara göz atttığım zaman anlayabiliyorum. Benim minicik bebeğim o kadar da büyümüş ki:)

Artık sorular soruyor sürekli, "Bu nedir ?" "Ne yapar ?" Sürekli tüm söylenenleri tekrar ediyor. Hiç ara vermeden sürekli bir şeyler anlatıyor ve söylüyor. Yaren çok hareketli bir çocuk, ben onun bu hızına ve hareketliliğine bazen yetişemiyorum.

Oyun tercihlerimiz daha çok hareket isteyen, zıplatan, koşan oyunlar. Öyle oturup da resim yapayım, puzzle yapayım diye birşey yok. Bu tür aktivitelerimiz sadece 2-3 dakika sürüyor. Daha önce canım sıkılıyordu neden bunlara çok ilgi duymuyor diye ama artık ben de kızımı daha iyi tanıdım galiba. Yaren demek hareket demek, bu kadar basit.

Daha sabah "Meraklı Minik" dergisini inceledik, sayfalarına beraber göz gezdirdik. Önce epey bir ilgilendi ama daha sonra derginin bir ekini yere koyup üzerinden zıplama oyununa geçti. Beni de çağırdı bu oyuna ve epey bir süre kağıdın üstünden atlama oyunu oynadık.

Bir süre önce sulu boya takımı almıştım eve ve ilk çalışmalara başladık. Önce tam adapte olamadı, suyla oynamayı, fırça ile etrafa su sıçratmasını daha çok tercih etti. Daha sonra ben biraz müdahele ettim ve bir şekilde kağıda birşeyler çizmeye başladı. Ama yine de resim yapmaya başladıktan birkaç dakika sonra yine su ile oyun oynamayı tercih ediyor.


Bu aralar park sevdamız daha çok arttı. Çevremizde bulunan tüm parkalara uğruyoruz. Burgerking'in bahçesindeki parkı es kaza geçersek kıyamet kopuyor. Bir de Özsüt hayranıyız. Evimiz yakınlarında bulunan Özsüt'ün bahçesindeki minipark onu o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam. Aslında orası bize de iyi geliyor, Yaren oynarken biz de hem onu seyredip hem de rahatlıkla çayımızı içebiliyoruz.

Parkta oyun oynarken etrafta çocuklar olmasını da çok istiyor. Eğer bulunduğu yerde kimse yoksa biraz çılgınlıklar yapmaya başlayıp bizi pek takmıyor. Ama eğer bir çocuk bile gelse, kızım o kadar çok güzel oynuyor ki.

Zaman geçiyor, kızım büyüyor ben de onunla çocuklaşıyorum. Az önce evcilik oynadık. O kadar uzun zaman olmuş ki evcilik oynamayalı.

31 Mart 2011 Perşembe

2011 Şubat - Mart Z Raporu

Uzun bir süre oldu yazmayalı. Blogspotların kapatılması ve yoğunluk derken bir ara verdim. Tabii öyle olunca da Şubat ve Mart ayının Z raporu da birlikte yazmak gerekti.

Yaren artık 28 aylık ve anlamlı cümleler kurmaya başladı. Bu gelişim öylesine hızla oluyor ki, sabah işe giderken bıraktığım Yaren ile akşam eve geldiğim yaren arasındaki farkı hemen anlayabiliyorum

Bu süreçte ilgimiz otobüslere kaydı ve yolda giderken tüm belediye otobüslerini pür dikkat takip ediyoruz. Gördüğümüz zaman ise Kırmızı obotüüüüüüüs, Yeşil obotüs diye başlıyoruz bağırmaya

Kendi başına, özgürce hareket etme isteklerimiz de başladı. Artık üstünü değiştirmek, ayakkabısını giydirmek biraz zorlu bir süreç aldı bizim için

Park, top havuzu ve zıp ve zıp yani trambolin favori oyun alanlarımız. Özellikle trambolinde zıplama hastasıyız ve her gün mutlaka bir 10 dk zıplıyoruz. Eğer gitmezsek kıyamet kopuyor tabii ki.

Resim yapma çalışmalarımız çok uzun soluklu olmuyor, çabuk sıkılıyor Yaren. Bir iki karalama yapıp bırakıyor ama ben yine de her gün önüne renkli kartonlar, kâğıtlar, büyük boy resim defterleri ve kalemleri önüne bırakıyor ve istediği şekilde karalama yapmasını sağlıyorum. İlk zamanlarda müdahale etmeye çalışıyordum ancak Susan Striker’in “Çocuklarda Sanat Eğitimi” başlıklı kitabını okuduktan sonra bunun yanlış bir davranış olduğunu öğrendim. Bu kitabı okumanızı mutlaka öneririm.
Montessori gurubumuzdan o kadar çok şey öğreniyorum ki. Çivili tahta ile tanışmamız bunlardan biri sadece. Sağolsun Nuran sayesinde bir çivili tahta siparişi verdik ve sorunsuz bir şekilde de elimize ulaştı. İlk önüne koyup birkaç deneme gösterdiğimde Yaren’i çok sarmadı ama bir süre sonra lastiklerle pek çok geometrik şekiller çıkarmaya başladı.

Masal okumayı çok seviyoruz ve her akşam mutlaka okuyoruz. Bir tane masal kitabı almıştım, ben okuduktan sonra kendi de tek başına kitabın sayfalarını açıp, mırıldanmaya başlıyor. Ben de bu süreçte onu yalnız bırakıp uzaktan takip diyorum. Kızım kitapları çok seviyor ve bundan çok ama çok memnunum.




30 Ocak 2011 Pazar

2011 Ocak Ayının Z Raporu

İşlerimin yoğunluğundan yazmaya bir süre fırsatım olmadı ama notlarımı aklımın bir köşesine de yazmayı ihmal etmedim. Montessori Grubundan Çiğdem Yalçın’ın http://www.yasasinanneyim.blogspot.com/ isimli bloğunda görmüştüm "2010'un Z raporunu" ve çok hoşuma gitmişti. Ben de 2011 de bunu aylık olarak yapmaya karar verdim.


İşte Ocak 2011’in Z Raporu

• Yaren’in belki de ilk cümlesi ve ilk üç kelimeyi yan yana getirişi bu ay oldu. Akşam Yaren’i annemden alıp eve giderken arkada oturduğu koltuktan birden bire “işte burda evimiiiiiz” dedi. Bir süre eşimle birlikte şaşkınlıktan birbirimize bakakaldık. Bu anı hiç unutmayacağım

• Arabada gezerken trafik ışılarını pür dikkat etmek bu ay da devam etti. Ama bu sefer ikili kelimelerle ve zaman kipi kullanarak. “Kırmızı yanıyooor” “şimdiii şimdiiiii” “yeşil yanacak” (kırmızı yanmaya devam ederken ve yeşil yanmasını beklerken) “Yeşil yandıııııı”

• Aktivite anlayışımız kızımla kesinlikle uyuşmuyor maalesef. Benim onunla yapmak istediğim şeyden tamamen farklı ve bağımsız oyunlar çıkarıyor. Sanıyorum bazı konularda aceleci davranıyorum. Yaren 30 haftalık doğdu ve doktorumuz bize şunu söylemişti :"Yareni yaşıtlarıyla bir değerlendirmeyin, o 2,5 ay geriden geliyor." Ben bunu maalsef sık sık unutuyorum.
• Son haftamız yağmurlu ve soğuk geçtiği için Yaren’in zamanının çoğunluğu evde geçti. Annem üşütmesinden çok korktuğu dışarıya çıkarmadı. Aslında bana kalsa bir 15 dakika bile olsa sıkıca giydirip hava almasını isterdim. Çünkü o gün dışarıya çıkıp oyun oynamadığı zaman enerjisi tavan yapıyor.

• Yaren de şuanda paylaşma duygusunun da olmadığını bu ay net öğrendim. Elindekini almaya çalışırken “benim” diyerek sıkıca kavrıyor ve kimseye vermiyor. Bakalım ne yapacağız?

• Ocak ayının favori oyunları ise hamur ile oynamak ( hamurları fırlatmak desem daha doğru olacak) , eşleştirme kartları ( Kartları ağzıyla çiğnemeye başladığında sıkıldığını anlayabilirsiniz) , renkli küçük topları yerde sıra ile dizmek ve üstlerine koşarak atlayış yapmak ( Bu oyunu bensiz oynamıyor, o gün işten geldiğimde yerde topları dizmiş beni bekliyordu.)

• Eee tabi anne de kendine bir zaman ayırsın dedi ve sevdiği bir arkadaşı ile yoga yapmaya başladı. Daha ilk seansın sonunda bu işin bana uygun olmadığını, fakat pilatese hemen yeniden başlamam gerektiğini anladım. Çünkü yoga ile sırt kaslarımın çok zayıf kaldığını, sırt ağrılarımın aslında önemsenecek kadar ciddi boyutta olduğunu ( Yaren'i taşımak çok zor artık) ve hiç esnek bir vücuda sahip olmadığımı öğrendim. Gittiğim spor merkezinde 3 yaş üstü çocuklar için yoga dersleri var. Yaren’in şuandaki hareketliliğini görünce onun yoga yapmasını düşünemiyorum. Sınıfın altını üsütünü getirip, yoga dersini veren hoca tarafından katılımcıların motivasyonunu bozmaktan sınıftan atılabiliriz.:)

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...