23 Temmuz 2013 Salı

TEKNOLOJİNİN NERESİNDEYİZ


Geçenlerde kızımla aramızda geçen bir diyalog aynen şöyleydi;

Sabah erken alkan kızım evde beni buldu ve yanıma gelerek:
- Günaydın anne
- Günaydın annem
- Anne biliyor musun ben sabahtan beri hiç ıpad oynamadım, şimdi oynayabilirim!!!

( Sabah saatin 7’si ve zaten yeni uyanmışız J)


Aslında bu konuşmanın nedeni benim tablet bilgisayar veya diğer masa üstü bilgisayar kullanımını kısıtlamamdan kaynaklanıyor. Bu kullanım limitinin çok ama çok farkında olan kızımın da sabah kalkar kalkmaz ilk cümlesi buldu.

Teknolojinin sürekli hızla geliştiği bir dönemin çocuklarını teknolojiden soyutlamak mümkün değil elbette. Cep telefonları, tablet bilgisayarlar, masa üstü bilgisayarlar laptoplar derken artık her kullandığımız digital cihazlar yaşamımızın vazgeçilmezleri arasında.

Artık hemen her şeyi teknolojiyi kullanarak yapmak mümkün. Resim yapmak, kitap okumak, yazı yazmak ve diğer pek çok şey. Bunun çok güzel yanları olduğu gibi dezavantajları da var. Aslında dezavantajları siz kendinizi teknolojiye çok kaptırdığınızda görebilirsiniz. Teknolojiyi çok sevmeme rağmen  kendimi kısıtlamaya çalışıyorum ve bazı şeyleri eski yöntemlerle yapmayı seviyorum. Örneğin kitap okumak, çok net söylüyorum ki kimse beni e-kitap okumaya teşvik edemez. Ben kitabın kokusunu almalıyım, elime kağıt değmeli. İnternetten kitap alıyorum bir yıldır ama her hafta mutlaka kitapçıda zaman geçiririm.

Çocuklarımızı da bu teknolojinin hangi seviyesinde konumlandırmamız gerektiği bence önemli bir konu. Tamamen soyutlamanın yanlış olduğunu düşündüğüm kadar, onları teknolojin içine boğmamızın da yanlış olduğunu düşünüyorum. 

Benim Yaren’e getirdiğim kısıtlama da bu yüzden. Son günlerde de evde bu dengeyi kurmanın mücadelesini veriyoruz.


11 Temmuz 2013 Perşembe

OKUL BİTTİ, TATİLDE - EVDE NELER YAPIYORUZ


Yaklaşık iki hafta önce okulumuz tatile girdi ve Yaren’in Eylüle kadar evde zaman geçirme dönemi başladı. Yaz okuluna göndermeme kararı aldım çünkü evde zaman geçirmeyi özlediğini biliyorum. Annemin de varlığı ve ona bakabilmesinin verdiği rahatlıkla şuanda evde zaman geçiriyor. Evde sıkılmasın ve televizyon seyretmesin diye neler yapabilir diye de annemle konuştuk ve ona Yaren’e neler yaptırabileceğini söyledim. Ben de işten döndükten sonra birlikte dışarıda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. 

Evde yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri de evde işlere yardımcı olmasını sağlamak, kısacası çalıştırmak 

Şuanda tatilde yaptığımız aktiviteler;

Kahvaltı Hazırlama: Sabah kahvaltısını kendi hazırlıyor artık. Yumurtasını kırıyor, sütünü hazırlıyor içine yemek istediği kahvaltılıkları da ekliyor ve afiyetle yiyor. Ve en güzeli Yaren artık yumurta yiyor. Yumurtayı ağzına koymayan kızım bu kırma işini kendi yapması ile birlikte artık yumurta yiyor.

Çiçekleri Sulatma : Bir sulama spreyi aldım ve hergün çiçeklerin yapraklarını bununla sulama işini ona verdim. Çok keyifle yapıyor ve ben daha söylemeden her gün belirli saatte çiçekleri suluyor

Balkon Yıkama: Evet itiraf ediyorum Yaren ile balkon yıkama işine girince operasyon tam 1,5 saat sürüyor ama çok da eğleniyor. Hem bana yardım etmenin verdiği keyif ile o kadar çok mutlu oluyor ki anlatamam.

Hamur Açma: Yani ne diyeyim benim hamur açma işi ile hiç aram yoktur ama sanıyorum kızım benden çok daha becerikli olacak galiba. Bir oklava ve bir hamur parçası verdin mi keyfine yok. Geçenlerde Yörük çadırına gitmiştik. Çok seviyoruz orayı. Orda sıkma pişiren bayanlarla birlikte hamur açtı ve kendi sıkmasını kendi pişirdi ve yedi. 

Futbol ve Kalecilik: Evet belki inanmayacaksınız ama biz futbolu çok seviyoruz. Ve özellikle kaleci olmayı tercih ediyoruz. Veee evet itiraf ediyoruz biz anne - kız Beşiktaşlıyız.

Scooter:  İyi ki varsın diyeceğim ama sesi yok mu bazen tahammül sınırlarını zorluyor. Tepesinden inmediğimiz, yeri geldiğinde evin içinde bile hızla akrobasi hareketleri yaptığı yegâne şey. 

Satranç : Pek bir meraklıyız satranca, okulda satranç dersini çok sevdiğini farkettik ve eve de bir satranç takımı aldık. Zaten kendisi de alınmasını çok istedi. Ben de uzun zamandır oynamamıştım.Yaren sayesinde yeniden oynamaya başladık. Kimi bulursa onunla satrnaç oynamak istiyor. En çok da atı oynamasını seviyorum. Bir dıgıdık, iki dıgıdık, dön dıgıdık :))

Kremler ve Parfümler: Hergün kremlerimi ve parfümlerimin nerde olduğunu aramaktan yoruldum ama keyifle bunlarla oynadığı için sesimi çıkarmıyorum. Her birine bir karakter verip kendince birtakım oyunlar kuruyor. Farkettiğim nokta şu ki oyunların başkahramnaları öğretmeni, sınıf arkadaşları.

Zıp-Zıp : Boyunun uzamasına yardımcı olduğu ve hareketli olduğu için en sevdiğim şey. Haftada 3-4 kez zıplamaya gidiyoruz. Sürekli gittiğimiz bir yer var, sahibi artık Yaren'i 2 yaşından beri tanıyor. kızımı syrederken benim bile bazen zıplayasın geliyorum. Boy uzamasına ve kasların gelişimine birebir, kesinlikle tavsiye ederim.

Tabii bunların dışında evdeki oyuncakları ile de oynuyor zaman zaman. Puzzle yapmaya başlıyor ama çok çabuk sıkılıyor. Hareketli aktiviteleri daha çok seviyor.

Zaman çok çabuk geçiyor, ara ara okulunun ne zaman başlayacağını sormaya başladı. Buna çok sevindim çünkü insan sevdiği şeyleri özler. 

23 Nisan 2013 Salı

Atık Materyallerden Kostüm Tasarımı Yarışması


İtiraf ediyorum eve Yaren'in okulundan ilk davet mektubu geldiğinde, fikire çok bayılmıştım ama benim altından kalkacağım birşey değil diyerek yarışmaya katılım için bir cevap vermemiştim. 23 Nisan günü kutlamalarına özel "Atık Materyaller ile Kostüm Tasarım Yarışması" na katılım için velilere gönderilen davette, tasarlanacak bir kostüm ile yarışmaya katılabileceğimiz yazıyordu.
 
Ben tasarım ve dikim işlerinde hiç ama hiç başarılı bir tip olmamışımdır. Düğme bile dikmek benim için felaket bir şeydir. Zaten dikilen düğme de işin sonunda felaket olur :) İşte bu nedenle gelen davete cevap vermek aklımın ucundan hiç geçmedi. Ta ki okuldan arkadaşım beni telefonla arayıp, "Çiğdem, Yaren'le sizi de yazdım, kesinlikle katılıyorsun" deyinceye kadar. Arkadaşlar için boynum kıldan ince deyip tamam dedim. Hadi bir maceraya atılalım o zaman.
 
Ve hızla google, pinterest tarandı. Örnekler, tasarımlar incelendi ve destekçim Annem ile bir tasarıma karar verip çalışmalara başladık. Aslında geri kalanını Annem tamamladı dersem doğruyu söylemiş olacağım. Dediğim gibi düğmeyi bile dikemeyen bir kişi olarak bu işin altından tek başıma çıkamazdım.
 
Materyallerimiz daha çok hediye paketleri ve nalyon poşetler üzerineydi.

İşte hazırlık çalışmalarımız;


Tabii 23 Nisan geldiğinde çok ama çok heyecanlıydık. Birinci olmak gibi hiç düşüncemiz yoktu katılmak bile bizim için çok eğlenceliydi ve çok güzel bir deneyimdi. Kızım da öylesine heyecanlıydı ki anlatamam.

İşte 23 Nisan :)


Podyuma çıkmaya hazırlanırken..


Podyumdayız, çok şaşkın ve heyecanlıyız.


Sonuna geldik, katılım madalyamızı aldık ve çok yorulduk .

Çok ama çok güzel ve emek verilmiş kostümler vardı. Tek kelime ile hepsine bayıldım. Müthiş fikirler uygulanmıştı.


Son olarak tüm çoçuklarımızın 23 Nisan bayramını kutluyorum. Onlar bizim geleceğimiz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...